Yazar - Av. Onur Hancızade

Vasiyetnamenin İptali Davası

Vasiyetnamenin İptali Davası: Hangi Durumlarda Geçersiz Sayılır? Yazar Notu: Bu makale, ölüme bağlı tasarrufların geçerliliği ve vasiyet uyuşmazlıkları konusunda Avukat Onur Hancızade’nin uzmanlık alanı ve güncel mahkeme uygulamaları ışığında hazırlanmıştır. Vasiyetname ve İptal Davasının Hukuki Niteliği Vasiyetname, bir kişinin vefatından sonra malvarlığının nasıl paylaştırılacağını hayattayken belirlediği resmi veya el yazılı bir beyandır. Ancak her vasiyetname hukuken mutlak bir geçerliliğe sahip değildir. Vasiyetnamenin iptali davası, kanunun öngördüğü şekil şartlarına uyulmadan hazırlanan veya miras bırakanın hür iradesini yansıtmayan belgelerin mahkeme kararıyla geçersiz kılınmasını sağlar. Vasiyetnamenin hangi şekillerde düzenlenebileceği — resmi, el yazılı ve sözlü vasiyetname — ve her birinin geçerlilik şartları ayrı bir incelemeyi gerektirir. Bu ayrımı vasiyetname türleri ve geçerlilik şartları yazımızda açıkladık; iptal sebeplerinin çoğu, esasen bu şekil şartlarının eksikliğinden doğar. Miras hukuku, vasiyetnamenin düzenlenmesini sıkı şekil şartlarına bağlamıştır. Bu şartlardan birinin dahi eksik olması, vasiyetnamenin sakat doğmasına neden olur. Mirasçılar, kendi haklarını korumak ve terekenin adil paylaşımını sağlamak [...]

Daha fazla oku...

Saklı Pay ve Tenkis Davası

Miras Hukukunda Saklı Pay Hakları ve Tenkis Davası Rehberi Yazar Notu: Bu makale, mirasçıların kanuni güvence altına alınmış haklarının korunması ve tenkis davaları konusunda Avukat Onur Hancızade’nin uzmanlık alanı ve güncel yargı pratikleri ışığında hazırlanmıştır. Saklı Pay Nedir ve Kimlerin Saklı Payı Vardır? Miras hukuku sistemimizde “tasarruf özgürlüğü” ilkesi geçerli olsa da, kanun koyucu aile birliğini ve yakın mirasçıların ekonomik geleceğini korumak amacıyla bu özgürlüğe belirli sınırlar getirmiştir. Saklı pay, miras bırakanın (murisin) vasiyetname veya sağlığında yaptığı bağışlarla dahi dokunamayacağı, yasal mirasçıların mutlak surette alması gereken asgari miras payıdır. Eğer muris, yaptığı devirlerle bu sınırı aşarsa, mağdur olan mirasçılar bu hakkını geri almak için hukuki yollara başvurabilir. Türk Medeni Kanunu’na göre saklı pay sahibi mirasçılar; murisin çocukları (altsoyu), anne ve babası ile sağ kalan eşidir. Kardeşlerin saklı pay hakkı, yapılan yasal düzenlemelerle kaldırılmıştır. Saklı pay oranları, mirasçının yasal miras payının belirli bir yüzdesi üzerinden hesaplanır. Örneğin, çocukların saklı [...]

Daha fazla oku...

Miras Paylaşımı ve Ortaklığın Giderilmesi (İzale-i Şüyu) Davası 2026

Miras Paylaşımı ve Ortaklığın Giderilmesi (İzale-i Şüyu) Davası Rehberi Yazar Notu: Bu makale, miras ortaklığının giderilmesi ve gayrimenkul paylaşımı uyuşmazlıkları konusunda Avukat Onur Hancızade’nin derin dava tecrübesi ve güncel Yargıtay içtihatları ışığında hazırlanmıştır. Miras Paylaşımı ve Ortaklığın Giderilmesi Nedir? Bir kişinin vefatı sonrasında geride bıraktığı malvarlığı, yasal mirasçılar arasında “elbirliği mülkiyeti” esasına göre geçer. Bu durum, mirasçıların tüm malvarlığı üzerinde birlikte hak sahibi olduğu ancak ferdi olarak tasarruf edemediği bir süreçtir. Miras paylaşımı, bu ortaklığın sona erdirilerek her mirasçının kendi payını müstakil olarak almasını sağlayan hukuki işlemdir. Eğer mirasçılar kendi aralarında rızai bir paylaşım yapamıyorlarsa, kanun koyucu ortaklığın giderilmesi (izale-i şüyu) davası açma hakkı tanımıştır. Miras uyuşmazlıkları, özellikle gayrimenkul değerlerinin hızla arttığı günümüzde aile içi en büyük gerginlik kaynaklarından biridir. Ortaklığın giderilmesi davası, paylı mülkiyet veya elbirliği mülkiyetine konu olan taşınır veya taşınmaz malların, mahkeme kanalıyla mirasçılar arasındaki ortaklığının bitirilmesini hedefler. Bu dava, mülkün ya aynen bölünmesi ya [...]

Daha fazla oku...

Tarımsal Arazi Mirası: Tarla ve Bağın Paylaşımında Özel Kurallar

Tarımsal Arazi Mirası: Tarla ve Bağın Paylaşımında Özel Kurallar Yazar Notu: Bu makale, tarımsal arazi mirası ve 5403 sayılı Toprak Koruma ve Arazi Kullanımı Kanunu kapsamındaki özel düzenlemeler konusunda Avukat Onur Hancızade’nin güncel mevzuat bilgisi ve uygulamalı deneyimiyle hazırlanmıştır. Tarımsal Arazi Mirası Neden Özel Kurallara Tabidir? Türkiye’de miras hukukunun en az bilinen ancak pratikte en çok sorun yaratan alanlarından biri tarımsal arazi mirasıdır. Tarla, bağ, bahçe, zeytinlik ve benzeri tarımsal amaçlı taşınmazlar; hem Türk Medeni Kanunu’nun genel miras hükümleri hem de 5403 sayılı Toprak Koruma ve Arazi Kullanımı Kanunu’nun özel düzenlemeleri kapsamında değerlendirilmektedir. Bu ikili düzenleme; tarımsal arazi mirasını diğer taşınmazların mirasından önemli ölçüde farklılaştırmakta ve mirasçıların bilmesi gereken ek yükümlülükler ve kısıtlamalar getirmektedir. Tarımsal Arazilerde Bölünme Yasağı 5403 sayılı Kanun’un getirdiği en önemli düzenleme tarımsal arazilerin parçalanmasını önlemeye yönelik bölünme yasağıdır. Bu yasak uyarınca tarımsal araziler belirli büyüklüklerin altına indirilemez. 2026 yılı itibarıyla geçerli olan asgari parsel büyüklükleri bölgeye [...]

Daha fazla oku...

Miras Hukukunda Zamanaşımı: Hangi Davayı Ne Zaman Açmalısınız?

Miras Hukukunda Zamanaşımı: Hangi Davayı Ne Zaman Açmalısınız? Yazar Notu: Bu makale, miras hukukunda zamanaşımı ve hak düşürücü süreler konusunda Avukat Onur Hancızade’nin uygulamalı deneyimi ve güncel mevzuat bilgisiyle hazırlanmıştır. Miras Davalarında Zamanaşımı Neden Bu Kadar Önemlidir? Miras hukukunda karşılaşılan en büyük sorunlardan biri zamanaşımı sürelerinin bilinmemesinden kaynaklanan hak kayıplarıdır. Her miras davası türünün kendine özgü süresi bulunmakta; bu süreler bazı durumlarda yalnızca birkaç ay, bazı durumlarda ise on yıla kadar uzamaktadır. Miras avukatı olmadan bu süreçleri yönetmeye çalışmak; hem yanlış dava yolunun seçilmesine hem de zamanaşımının kaçırılarak hakkın tamamen yitirilmesine yol açabilmektedir. Bu rehberde miras hukukunun tüm temel davalarındaki zamanaşımı ve hak düşürücü süreleri pratik biçimde bir araya getirdik. Mirasın Reddi: 3 Aylık Hak Düşürücü Süre Mirasın reddi için öngörülen süre; miras bırakanın ölümünün öğrenildiği tarihten itibaren yalnızca 3 aydır. Bu süre hak düşürücü nitelik taşır; dolması halinde miras kayıtsız şartsız kabul edilmiş sayılır ve mirasçı tüm borçlardan şahsen [...]

Daha fazla oku...

Ölünceye Kadar Bakma Sözleşmesi: Miras Hakkınızı Kaybedebilirsiniz

Ölünceye Kadar Bakma Sözleşmesi: Miras Hakkınızı Kaybedebilirsiniz Yazar Notu: Bu makale, ölünceye kadar bakma sözleşmesi ve miras hukuku konusunda Avukat Onur Hancızade’nin uygulamalı deneyimi ve güncel Yargıtay içtihatlarına dayalı bilgisiyle hazırlanmıştır. Ölünceye Kadar Bakma Sözleşmesi Nedir? Ölünceye kadar bakma sözleşmesi, bir kişinin (bakılan) hayatı boyunca kendisine bakacak kişiye (bakıcı) ölümünün ardından mal varlığını ya da belirli taşınmazlarını devretmeyi taahhüt ettiği özel bir sözleşme türüdür. Türk Borçlar Kanunu’nun 611 ila 619. maddeleri arasında düzenlenen bu sözleşme; miras hukuku açısından son derece kritik sonuçlar doğurmaktadır. Uygulamada bu sözleşme çoğunlukla yaşlı ve bakıma muhtaç bireylerin bir yakınlarına ya da üçüncü bir kişiye taşınmazlarını devretmesi şeklinde karşımıza çıkmaktadır. Ancak söz konusu devrin gerçek niteliği çoğu zaman tartışmalıdır; miras bırakan ölünceye kadar bakım karşılığı mı devretmiştir, yoksa diğer mirasçıları devre dışı bırakmak için bu yönteme mi başvurmuştur? Sözleşmenin Geçerlilik Şartları Ölünceye kadar bakma sözleşmesinin hukuken geçerli sayılabilmesi için şu koşulların birlikte sağlanması zorunludur: Resmi Şekil Zorunluluğu: [...]

Daha fazla oku...

Şirket Birleşme ve Devralmaları (M&A): Hukuki Süreç Nasıl Yönetilir?

Şirket Birleşme ve Devralmaları (M&A): Hukuki Süreç Nasıl Yönetilir? Yazar Notu: Bu makale, şirket birleşme ve devralmaları (M&A) hukuku konusunda Avukat Onur Hancızade’nin güncel mevzuat bilgisi ve uluslararası iş birliği deneyimiyle hazırlanmıştır. M&A Nedir? Şirket birleşme ve devralmaları (Mergers & Acquisitions — M&A), iki ya da daha fazla şirketin tek bir yapıda birleşmesi ya da bir şirketin diğerini satın almasıdır. Türkiye’de bu süreçler Türk Ticaret Kanunu’nun birleşme hükümleri, Rekabet Kurulu bildirimi yükümlülükleri ve Sermaye Piyasası Kanunu çerçevesinde yönetilmektedir. M&A süreçleri; yatırım fırsatı yaratan, pazara hızlı giriş sağlayan ve ölçek ekonomisinden yararlanmayı mümkün kılan stratejik hamlelerdir. Ancak bu süreçlerin hukuki, mali ve operasyonel riskleri de son derece yüksektir. Doğru yönetilmeyen bir birleşme ya da devralma; iki şirketi de birlikte zayıflatabilir. Türkiye’de M&A Sürecinin Temel Aşamaları 1. Stratejik Değerlendirme ve Hedef Tespiti M&A sürecinin ilk aşaması, birleşme ya da devralmanın stratejik amacının netleştirilmesidir. Pazar payını artırmak mı, rakibi satın almak mı yoksa yeni [...]

Daha fazla oku...

Konkordato Nedir? Şirketinizi İflattan Koruyabilir Mi?

Konkordato Nedir? Şirketinizi İflattan Koruyabilir Mi? Yazar Notu: Bu makale, konkordato hukuku ve iflas erteleme süreçleri konusunda Avukat Onur Hancızade’nin güncel mevzuat bilgisi ve uygulamalı deneyimiyle hazırlanmıştır. Konkordato Nedir? Konkordato, borçlarını ödeyemeyen ya da ödeyememe tehlikesiyle karşı karşıya kalan dürüst bir borçlunun, alacaklılarıyla mahkeme denetiminde bir ödeme planı üzerinde uzlaşmasını sağlayan hukuki bir süreçtir. 2018 yılında yürürlüğe giren düzenlemeyle birlikte iflasın ertelenmesi kurumu kaldırılmış ve yerine daha etkin bir mekanizma olarak konkordato getirilmiştir. Konkordato; borçlunun iflasını önlemek, işletmenin faaliyetlerini sürdürmesini sağlamak ve alacaklıların alacaklarının en azından bir kısmını tahsil etmesine imkân tanımak amacıyla tasarlanmış dengeli bir çözüm mekanizmasıdır. Kimler Konkordato Talep Edebilir? Konkordato talebinde bulunabilmek için kişi ya da şirketin şu koşullardan birini taşıması gerekir: Vadesi gelen borçlarını ödeyememek Borçlarını ödeyememe tehlikesiyle karşı karşıya kalmak Hem gerçek kişi tacirler hem de tüm şirket türleri konkordato talep edebilir. Alacaklılar da borçlu hakkında konkordato açılmasını talep etme hakkına sahiptir; ancak uygulamada bu yol nadiren tercih [...]

Daha fazla oku...

Marka Tescili Neden Şirketiniz İçin Hayati Önem Taşır?

Marka Tescili Neden Şirketiniz İçin Hayati Önem Taşır? Yazar Notu: Bu makale, marka hukuku ve fikri mülkiyet hakları konusunda Avukat Onur Hancızade’nin güncel mevzuat bilgisi ve uygulamalı deneyimiyle hazırlanmıştır. Marka Tescili Neden Bu Kadar Önemlidir? Marka tescili, işletmenizin kimliğini oluşturan isim, logo, slogan ya da şeklin hukuki güvence altına alınmasıdır. Tescilsiz bir marka, rakip şirketlerin aynı ya da benzer ismi kullanmasına karşı neredeyse hiçbir koruma sağlamaz. Türkiye’de marka hukuku 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu çerçevesinde düzenlenmektedir. Uygulamada pek çok işletme markasını yıllarca kullanır; ancak tescil ettirmediği için rakiplerin aynı adı kaydettirmesiyle büyük ticari ve hukuki krizlerle karşı karşıya kalır. Markanızı tescil ettirmek hem Türkiye hem de uluslararası alanda bu riski ortadan kaldırır. Hangi Unsurlar Marka Olarak Tescil Edilebilir? Tescil edilebilecek marka unsurları oldukça geniş bir yelpazeyi kapsamaktadır: Kelime markaları (şirket adı, ürün adı) Şekil ve logo markaları Birleşik markalar (kelime ve şekilden oluşan) Renk markaları (belirli koşullarda) Ses markaları Üç boyutlu şekiller (ambalaj ve ürün tasarımı) Slogan [...]

Daha fazla oku...

Şirket Yöneticilerinin Hukuki Sorumluluğu: Yönetim Kurulu Ne Zaman Şahsen Sorumlu Olur?

Şirket Yöneticilerinin Hukuki Sorumluluğu: Yönetim Kurulu Ne Zaman Şahsen Sorumlu Olur? Yazar Notu: Bu makale, TTK kapsamında şirket yöneticilerinin hukuki sorumluluğu konusunda Avukat Onur Hancızade’nin güncel mevzuat bilgisi ve uygulamalı deneyimiyle hazırlanmıştır. Şirket Yöneticilerinin Sorumluluğu Neden Önemlidir? Pek çok şirket ortağı ve yöneticisi, şirketin tüzel kişiliğinin kendilerini her türlü sorumluluktan koruduğunu düşünmektedir. Bu varsayım kısmen doğru olmakla birlikte önemli istisnalar içermektedir. Türk Ticaret Kanunu, belirli durumlarda şirket yöneticilerini kişisel mal varlıklarıyla sorumlu tutmaktadır. Bu sorumluluk; hem şirkete hem de üçüncü kişilere verilen zararı kapsamaktadır. Yöneticilerin TTK Kapsamındaki Temel Sorumluluk Halleri Sermaye Kaybı ve Borca Batıklık Bildirimi Yapmamak TTK’nın 376. maddesi uyarınca sermaye kaybı ya da borca batıklık tespit edildiğinde genel kurulu toplantıya çağırmayan ya da mahkemeye bildirimde bulunmayan yönetim kurulu üyeleri; bu ihmalden doğan zararlardan şahsen sorumlu tutulabilir. Alacaklılar bu yöneticilere doğrudan tazminat davası açabilir. Kanuna ve Ana Sözleşmeye Aykırı Kararlar Yönetim kurulu kararlarının TTK’ya, ana sözleşmeye ya da genel kurul kararlarına [...]

Daha fazla oku...
Telefon Hemen Ara
Whatsapp WhatsApp