Çekişmeli Boşanma Davası ve Güncel Yargıtay Kararları: Kusur Oranları Nasıl Belirlenir?
Çekişmeli boşanma davalarında tarafların evlilik birliğinin temelinden sarsılmasındaki rolü, maddi ve manevi tazminat ile velayet gibi kararları doğrudan etkiler. Yargıtay 2. Hukuk Dairesi’nin emsal niteliğindeki güncel kararları; fiziksel şiddetten ekonomik baskıya, aile müdahalesinden sosyal medya kullanımına kadar pek çok hususta kusur dengesini yeniden tanımlamaktadır. İşte boşanma davalarında seyrini değiştiren en güncel hukuki yaklaşımlar:
1. Fiziksel, Psikolojik ve Cinsel Şiddetin Kusur Belirlemedeki Rolü
Çekişmeli boşanma davalarında en sık karşılaşılan şikayetlerin başında fiziksel şiddet ve ağır hakaretler gelmektedir. Yargıtay, şiddetin türüne ve ağırlığına göre kusur derecelerini şu şekilde tayin etmektedir.
Ağır Kusur ve Az Kusur Dengesi: Yargıtay 2. Hukuk Dairesi’nin kararına göre, eşini darp eden erkek “ağır kusurlu”, eşine hakaret eden kadın ise “az kusurlu” olarak kabul edilmiştir; bu durum fiziksel şiddetin kusur belirlemesindeki ağırlığını net şekilde ortaya koymaktadır.
Ağır Darp ve Tam Kusur: Erkeğin kadını çekiçle döverek kemik kırığına sebebiyet vermesi ve kadının çalışmasına engel olması hukuken “tam kusur” olarak değerlendirilmiştir.
Tehdit ve Psikolojik Şiddet: Psikolojik şiddet ve tehdit unsurları da davalarda majör bir şikayet konusudur. Erkeğin kadına ve önceki evliliğinden olan kızına yönelik ağır hakaret ile cinsel içerikli tehdit mesajları göndermesi doğrudan tam kusur sayılmıştır.
Cinsel Şiddet: Evlilik birliği içinde eşini zorla cinsel birliktelik kurmaya zorlama çabası, cinsel şiddet kapsamında haklı bir boşanma ve şikayet konusudur.
2. Sadakatsizlik, Zina ve Sosyal Medya Kullanımı
Eşlerin sadakat yükümlülüğüne aykırı davranmaları, boşanma davalarının temel gerekçelerinden biridir. Ancak hukuki nitelendirme her olayda farklılık gösterebilir:
Sadakatsizlik Tanımı: Erkeğin başka bir kadınla beraberliğinin ispatlanması, Yargıtay tarafından basit bir “güven sarsıcı davranış” ötesinde, doğrudan “sadakatsizlik” olarak nitelendirilmiştir.
Zina ve Eş Cinsel İlişki Ayrımı: Zina iddiasının değerlendirildiği güncel bir kararda; zinanın oluşması için karşı cinsten biriyle ilişki şartı arandığı, eş cinsel ilişkinin zina kapsamında değerlendirilemeyeceği, ancak tarafların karşılıklı uygunsuz davranışları nedeniyle eşit kusurlu sayılabilecekleri hükme bağlanmıştır.
Sosyal Medyada Mesajlaşma Zamanlaması: Sosyal medya kullanımı ve güven sarsıcı mesajlaşmalar da yargılamaya konu olmaktadır. Ancak sosyal medya üzerinden başkalarıyla mesajlaşma eyleminin, daha önce reddedilen bir boşanma davasından önce gerçekleşmesi durumunda yeni davada hükme esas alınamayacağı ifade edilmiştir.
3. Ekonomik Şiddet ve Birlik Görevlerinin İhmali
Evin maddi ihtiyaçlarının karşılanmaması ve eşe yönelik ekonomik kısıtlamalar, boşanma süreçlerinde sıklıkla dile getirilmektedir. Yargıtay bu konuda şu eylemleri kusur olarak saymaktadır:
Düzenli İşte Çalışmama: Erkeğin düzenli bir işte çalışmaması, ailesiyle ilgilenmemesi ve ekonomik şiddet uygulaması boşanma sebebi olarak kabul edilmiştir.
Haber Vermeden Evi Boşaltma: Erkeğin ortak konuttaki ev eşyalarını eşine hiçbir bilgi vermeden nakliye şirketiyle boşaltması eylemi “ekonomik şiddet” olarak tanımlanmıştır.
Maddi ve Sağlık İhmalleri: Evin kirasını ödemekten kaçınmak, konutun kilidini değiştirmek ve eşin sağlık sorunlarına (vajinismus tedavisi) destek olmamak kusurlu davranışlar arasında yer alır.
4. Aile Müdahalesi ve Sosyal İlgisizlik
Eşlerin kök ailelerinin evliliğe müdahalesine izin vermesi veya eşin ailesine yönelik olumsuz tutumları önemli birer uyuşmazlık kaynağıdır.
Aile Müdahalesine Alan Açma: Erkeğin evliliği kendi ailesinin müdahalesine açık hale getirmesi, kadının ise eşinin ailesine hakaret etmesi ve onlarla görüşmek istememesi karşılıklı kusur olarak değerlendirilmiş; bu olayda kadın “ağır kusurlu” bulunmuştur.
Görüşme Engeli ve İlgisizlik: Erkeğin, kadının kendi ailesiyle görüşmesine izin vermemesi ve eşine karşı sosyal ilgisizliği boşanma gerekçesi kabul edilmiştir.
5. Boşanmada Hukuki Sınırlar: “Af” ve “Hukuka Aykırı Delil”
Şikayet konusu olaylardan sonra tarafların sergilediği bazı davranışlar, hukuki açıdan “af” veya “hoşgörü” kapsamında incelenerek davanın seyrini tamamen değiştirebilir.
Barışma Girişimi ile Affın Ayrımı: Kadının aile baskısıyla şikayetinden vazgeçmesi, cezaevinde eşini ziyaret etmesi veya aynı evde ayrı odalarda kalması “af” olarak nitelendirilemez; bunlar yalnızca birer “barışma girişimi”dir.
Davanın Reddine Yol Açan Af: Kusurlu olaylardan sonra taraflar arasında cinsel birliktelik yaşanması ve uzun süre aynı konutta birlikte kalınması “af” olarak kabul edilmekte ve davanın reddine gerekçe oluşturmaktadır.
Gizli Kamera ve Hukuka Aykırı Delil: Delil toplama noktasında çok kritik bir sınır mevcuttur. Eşten habersiz şekilde eve yerleştirilen kamera kayıtları “hukuka aykırı delil” olarak kabul edildiğinden kusur belirlemesinde hiçbir şekilde dikkate alınamaz.
Çekişmeli Boşanma Davaları Hakkında Sıkça Sorulan Sorular
Eşten habersiz alınan ses veya kamera kayıtları boşanma davasında delil olur mu?
-
Cevap: Hayır, delil olarak kullanılamaz. Yargıtay 2. Hukuk Dairesi’nin kararına göre, eşten habersiz şekilde ortak eve yerleştirilen kamera kayıtları “hukuka aykırı delil” niteliğindedir. Bu tür gizli kayıtlar, mahkeme tarafından kusur belirlemesi yapılırken kesinlikle dikkate alınamaz.
Hangi durumlar hukuken “eşi affetme” sayılmaz?
-
Cevap: Boşanma davasına konu olan olaylardan sonra tarafların bir araya geldiği her durum Yargıtay tarafından “af” veya “hoşgörü” olarak değerlendirilmez.
- Örneğin; kadının aile baskısı nedeniyle şikayetinden vazgeçmesi hukuken bir af sayılmamaktadır.
- Aynı şekilde, eşin cezaevinde ziyaret edilmesi veya aynı ev içinde bulunup ayrı odalarda kalınması da “af” kapsamında değil, yalnızca birer “barışma girişimi” olarak kabul edilir.
Boşanma davasının reddedilmesine yol açan “af” durumları nelerdir?
-
Cevap: Şikayete neden olan kusurlu olayların yaşanmasının ardından, taraflar arasında yeniden cinsel birliktelik yaşanması hukuken af olarak nitelendirilir.
- Benzer şekilde, bu olaylar sonrasında tarafların uzun süre aynı konutta birlikte yaşamaya devam etmesi de Yargıtay tarafından “af” kapsamında kabul edilmekte ve açılan boşanma davasının reddine gerekçe oluşturmaktadır.
Eş cinsel ilişki boşanma davasında “zina” olarak kabul edilir mi?
-
Cevap: Hayır, Yargıtay içtihatlarına göre eş cinsel ilişkiler zina kategorisine girmemektedir. Zina iddiasının hukuken oluşabilmesi için mutlaka karşı cinsten biriyle ilişki yaşanması şartı aranır.
Geçmişteki sosyal medya mesajları yeni bir boşanma davasına delil oluşturur mu?
-
Cevap: Her durumda delil oluşturmaz. Eğer sosyal medya üzerinden başkalarıyla gerçekleştirilen güven sarsıcı mesajlaşma eylemleri, daha önce açılmış ve reddedilmiş bir boşanma davasından önceki bir tarihte gerçekleşmişse, yeni açılan boşanma davasında hükme esas alınamaz.
Ev eşyalarının habersizce taşınması hukuken ne anlama gelir?
-
Cevap: Bir eşin, ortak konutta bulunan ev eşyalarını diğer eşe hiçbir bilgi ve haber vermeden bir nakliye şirketiyle boşaltıp götürmesi eylemi, Yargıtay tarafından doğrudan “ekonomik şiddet” olarak tanımlanmıştır. Bu tür bir davranış boşanma sebebi olarak kabul edilir.
Eşin sağlık sorunlarıyla ilgilenmemek boşanmada bir kusur mudur?
-
Cevap: Evet, bu durum evlilik birliğinin yükümlülüklerini ihmal etmek anlamına gelir. Yargıtay kararlarında; eşin sağlık sorunlarına (örneğin vajinismus tedavisi sürecine) destek olmaktan kaçınmak, evin kirasını ödememek ve konutun kilidini değiştirmek gibi eylemler kusurlu davranışlar arasında açıkça sayılmıştır.
Bilgi Almak İçin Aşağıda Yer Alan Form Üzerinden Bizimle İletişime Geçebilirsiniz
""
1