Sağ Kalan Eşin Miras Hakları: Eş Ne Kadar Miras Alır?

Makaleler geri dön

Sağ Kalan Eşin Miras Hakları: Eş Ne Kadar Miras Alır?

Sağ Kalan Eşin Miras Hakları: Eş Ne Kadar Miras Alır?


Sağ Kalan Eşin Miras Hakkı Nasıl Belirlenir?

Sağ kalan eşin miras hakkı, Türk Medeni Kanunu’nun zümre sistemine göre belirlenir ve eşin birlikte mirasçı olduğu kişilere göre önemli ölçüde farklılık gösterir. Eş, her durumda yasal mirasçı sıfatını taşır; hangi zümreyle birlikte mirasçı olduğuna göre ise payı değişir.

Bununla birlikte sağ kalan eşin miras hakkı yalnızca miras payıyla sınırlı değildir. Mal rejiminden doğan katılma alacağı hakkı da ayrıca değerlendirilmelidir; bu iki hak birbiriyle karıştırılmamalıdır.

Mirasçı çevresi belirlenirken en sık karıştırılan iki durum, evlatlık ile üvey çocuğun konumudur. Türk Medeni Kanunu’nun 500. maddesi uyarınca evlatlık ve altsoyu, evlat edinene kan hısımı mirasçı gibi mirasçı olur; üstelik evlatlığın kendi biyolojik ailesiyle soybağı da sona ermediğinden her iki taraftan mirasçılığı devam eder. Üvey çocuk ise — miras bırakan tarafından evlat edinilmediği sürece — yasal mirasçı sayılmaz. Bu ayrımı evlatlık ve üvey çocukların miras hakkı yazımızda örnekledik.


Zümreye Göre Eşin Miras Payı

Birinci Zümreyle Birlikte (Miras Bırakanın Çocukları Varsa)

Sağ kalan eş çocuklarla birlikte mirasçı olursa eşin yasal miras payı 1/4‘tür. Geriye kalan 3/4 ise çocuklar arasında eşit olarak bölüştürülür.

İkinci Zümreyle Birlikte (Anne-Baba Varsa, Çocuk Yoksa)

Sağ kalan eş miras bırakanın anne ve babasıyla birlikte mirasçı olursa eşin payı 1/2‘ye yükselir. Geriye kalan 1/2 ise anne-baba arasında paylaşılır.

Üçüncü Zümreyle Birlikte (Büyükanne-Büyükbaba Varsa)

Birinci ve ikinci zümrede mirasçı bulunmuyorsa eşin payı 3/4’e çıkar. Kalan 1/4 büyükanne ve büyükbabaya kalır.

Hiçbir Yasal Mirasçı Yoksa

Miras bırakanın yasal mirasçısı yoksa sağ kalan eş tüm mirasa tek başına mirasçı olur.


Mal Rejimi Miras Payını Nasıl Etkiler?

Türkiye’de yasal mal rejimi olan edinilmiş mallara katılma rejimi çerçevesinde eşler, evlilik süresince edindikleri mallarda birbirlerine karşı katılma alacağı hakkına sahiptir. Bu hak miras payından önce hesaplanır ve terekenin belirlenmesinde kritik öneme sahiptir.

Miras bırakanın vefatıyla birlikte önce mal rejiminin tasfiyesi gerçekleştirilir:

  • Sağ kalan eşin katılma alacağı hesaplanarak tereke ayrıştırılır
  • Geriye kalan net tereke üzerinden yasal miras payları belirlenir

Bu nedenle mal rejimi tasfiyesi ve miras payı hesabı birlikte ve doğru şekilde yapılmadığında sağ kalan eş ciddi hak kayıplarına uğrayabilir.


Sağ Kalan Eşin Konut ve Ev Eşyası Hakkı

Türk Medeni Kanunu sağ kalan eşe miras payına ek olarak önemli bir güvence daha tanımaktadır: Birlikte yaşadıkları konutta intifa hakkı ya da oturma hakkı talep edebilir. Bu hak; eşin yaşamını sürdürdüğü evi mirasçılar arasında paylaşılmaya ya da satılmaya zorlamadan elinde tutabilmesini sağlar.

Eş bu hakkı talep ettiğinde konutun değeri miras payından mahsup edilir; değer miras payını aşıyorsa aradaki fark diğer mirasçılara ödenir.


Eş Miras Hakkını Kaybedebilir Mi?

Sağ kalan eşin miras hakkını yitirdiği durumlar şunlardır:

  • Eşlerden biri tarafından boşanma davası açılmış ve dava miras bırakanın ölümü nedeniyle düşmüşse; ölüm anında davanın haklı olduğu mahkemece tespit edilirse eş miras hakkını kaybeder
  • Mirastan feragat sözleşmesi yapılmışsa
  • Miras bırakan tarafından mirasçılıktan çıkarılmışsa
  • Mirastan yoksunluk hallerinden biri gerçekleşmişse

Hancızade Hukuk Bürosu — Miras Hukuku

Hancızade Hukuk Bürosu, 2017 yılından bu yana İstanbul Şişli’de faaliyet göstermektedir.

WhatsApp: 0 (532) 502 11 10 E-posta: info@hancizadehukuk.com Adres: Merkez Mah. Akar Cad. No:3, Kat:10, D:70 — Şişli/İstanbul

İstanbul’da miras paylaşımı, tenkis ve ortaklığın giderilmesi davalarına ilişkin çalışma alanlarımızın tamamı için İstanbul miras avukatı sayfamıza bakabilirsiniz.


Hukuki Çekince: Bu yazı Türk hukuku bakımından genel bilgilendirme amacıyla hazırlanmıştır ve somut olayınıza ilişkin hukuki tavsiye niteliği taşımaz. Her uyuşmazlık kendi koşulları içinde değerlendirilir; hak kaybına uğramamak için durumunuza özgü değerlendirme yapılması gerekir. Yayın tarihinden sonra mevzuat ve yargı uygulaması değişmiş olabilir.

Makaleler geri dön