Makaleler

İşyeri Devrinde Devredenin Sorumluluğu

İşyeri devri bir sözleşme meselesi gibi görünür; gerçekte bir işçilik yükümlülüğü devridir. Devir sözleşmesinde ne yazarsa yazsın, iş sözleşmeleri kanun gereği devralana geçer ve devralan, işçinin devreden yanında işe başladığı tarihten itibaren sorumlu olur. En pahalı hata, bu tablonun devir bedeli belirlendikten sonra fark edilmesidir. Bu yazıda kanunun kurduğu iki ayrı sorumluluk rejimini, devirle birlikte gelen fesih yasağını ve devir öncesinde yapılması gereken incelemeyi ele alıyoruz. Devirle birlikte ne oluyor İş Kanunu’nun 6. maddesinin ilk iki fıkrası çerçeveyi kurar: “İşyeri veya işyerinin bir bölümü hukukî bir işleme dayalı olarak başka birine devredildiğinde, devir tarihinde işyerinde veya bir bölümünde mevcut olan iş sözleşmeleri bütün hak ve borçları ile birlikte devralana geçer.” “Devralan işveren, işçinin hizmet süresinin esas alındığı haklarda, işçinin devreden işveren yanında işe başladığı tarihe göre işlem yapmakla yükümlüdür.” Buradaki iki ifade sonucu belirler. Birincisi, sözleşmelerin geçişi için işçinin onayı aranmaz; geçiş kanundan doğar. İkincisi, kıdem sıfırlanmaz. Devralan, on yıllık [...]

Daha fazla oku...

Performans Düşüklüğü Nedeniyle İşten Çıkarma

Performans düşüklüğü, işverenin elindeki en meşru fesih sebeplerinden biridir. Buna rağmen işe iade davalarında en çok kaybedilen fesih türüdür. Sebebi şudur: kanun bu konuda çok az şey söyler. Aranan şartların büyük bölümü kanun metninde değil, uygulamada şekillenmiştir. İşveren kanuna baktığında kendini haklı görür; mahkemede karşısına kanunda yazmayan ölçüler çıkar. Bu yazıda ikisini birbirinden ayırarak ele alıyoruz. Kanun ne diyor, ne demiyor İş Kanunu’nun 18. maddesi, geçerli fesih sebeplerini sayarken “işçinin yeterliliğinden veya davranışlarından ya da işletmenin, işyerinin veya işin gereklerinden kaynaklanan geçerli bir sebep” ifadesini kullanır. Performans düşüklüğü buradaki yeterlilik başlığına girer. 19. maddenin ikinci fıkrası ise şunu emreder: “Hakkındaki iddialara karşı savunmasını almadan bir işçinin belirsiz süreli iş sözleşmesi, o işçinin davranışı veya verimi ile ilgili nedenlerle feshedilemez.” 20. maddenin ikinci fıkrası da ispat yükünü dağıtır: “Feshin geçerli bir sebebe dayandığını ispat yükümlülüğü işverene aittir.” Kanunun performans konusunda söyledikleri bundan ibarettir. Aşağıdaki tablo, hangi şartın kanundan hangi şartın uygulamadan [...]

Daha fazla oku...

İşveren Fesih Bildirimi Nasıl Yazılır?

İşe iade davasında mahkemenin önüne giden ilk belge fesih bildirimidir. Dava çoğu zaman o belgenin içeriğiyle kazanılır ya da kaybedilir; çünkü feshin geçerli bir sebebe dayandığını ispat yükü işverendedir ve işveren, bildirimde yazdığı sebeple bağlıdır. Üstelik Temmuz 2025’te İş Kanunu’nun bildirim usulünü düzenleyen maddesi değişti. Değişiklik elektronik bildirimin önünü açtı ama fesih bildirimini kapsam dışında bıraktı. Bu ayrımı bilmeyen bir insan kaynakları birimi, geçerli sandığı bir bildirimle sözleşmeyi hiç feshetmemiş duruma düşebilir. Fesih bildirimi neden davayı belirler İş Kanunu’nun 20. maddesinin ikinci fıkrası açıktır: “Feshin geçerli bir sebebe dayandığını ispat yükümlülüğü işverene aittir.” İşçi, feshin başka bir sebebe dayandığını iddia ederse bu iddiayı kendisi ispatlar. Aynı maddenin birinci fıkrası, işçinin “fesih bildiriminde sebep gösterilmediği veya gösterilen sebebin geçerli bir sebep olmadığı” iddiasıyla arabulucuya başvurabileceğini düzenler. Yani sebep göstermemek, başlı başına bir işe iade gerekçesidir. Bu iki hüküm birlikte okunduğunda uygulamadaki sonuç şudur: işveren, bildirimde yazmadığı bir sebebi sonradan dosyaya [...]

Daha fazla oku...

İbraname Ne Zaman İmzalanır?

İşten ayrılış gününde imzalatılan ibranamelerin neredeyse tamamı hükümsüzdür. Buna rağmen uygulamada en yaygın alışkanlık, çıkış evrakının arasına bir ibraname koyup aynı gün imzalatmaktır. Daha önemlisi şudur: işvereni koruyan şey çoğu zaman ibranamenin kendisi değil, ödemenin nasıl yapıldığıdır. Bu yazıda ibranamenin geçerlilik şartlarını, geçersiz olduğunda geriye ne kaldığını ve çıkış anında gerçekte ne yapılması gerektiğini ele alıyoruz. Dört şart, hepsi birlikte aranır Türk Borçlar Kanunu’nun 420. maddesinin ikinci fıkrası, işçinin işverenden alacağına ilişkin ibra sözleşmesi için dört şart sayar. Bu unsurları taşımayan ibraname kesin olarak hükümsüzdür. Şart Kanun ne diyor Uygulamadaki hata Yazılı şekil İbra sözleşmesinin yazılı olması Nadiren sorun olur Bir aylık süre İbra tarihi itibarıyla sözleşmenin sona ermesinden başlayarak en az bir aylık sürenin geçmiş bulunması En sık yapılan hata. Çıkış günü veya ertesi gün imzalatmak, ibranameyi kendiliğinden hükümsüz kılar Tür ve miktar İbra konusu alacağın türünün ve miktarının açıkça belirtilmesi “Tüm haklarımı aldım, hiçbir alacağım kalmamıştır” biçimindeki genel ifadeler bu şartı karşılamaz Noksansız ve banka yoluyla ödeme Ödemenin hak [...]

Daha fazla oku...

Rekabet Yasağı Ne Zaman Geçersiz Olur?

Şirketlerin iş sözleşmelerinde neredeyse istisnasız bir rekabet yasağı maddesi bulunur. Buna karşılık bu maddelerin önemli bir bölümü, ihtiyaç duyulduğu anda işlemez. Sebep genellikle maddenin hiç yazılmamış olması değildir; herkese aynı maddenin yazılmış olmasıdır. Rekabet yasağı, Türk Borçlar Kanunu’nda katı şartlara bağlanmıştır ve bu şartlar karşılanmadığında madde kâğıt üzerinde kalır. Geçerlilik şartları: her çalışana konulamaz Türk Borçlar Kanunu’nun 444. maddesi iki katmanlı bir şart getirir. Şart Anlamı Sık yapılan hata Yazılı şekil Taahhüdün yazılı olarak üstlenilmesi gerekir Sözlü mutabakat veya imzasız ek protokol Fiil ehliyeti İşçinin fiil ehliyetine sahip olması. Türk Medeni Kanunu’nun 10. maddesine göre fiil ehliyeti için ergin olmak, ayırt etme gücüne sahip olmak ve kısıtlı olmamak birlikte aranır. Bu üç unsurdan biri eksikken alınan taahhüt Bilgiye erişim Hizmet ilişkisinin işçiye müşteri çevresi, üretim sırları veya işverenin yaptığı işler hakkında bilgi edinme imkânı sağlaması Depo görevlisinden güvenlik personeline kadar herkese aynı maddeyi koymak Önemli zarar tehlikesi Bu bilgilerin kullanılmasının işverenin önemli bir zararına sebep olacak nitelikte olması Zarar ihtimalinin somut olarak [...]

Daha fazla oku...

İşe İade Davasını İşveren Hangi Hatadan Kaybeder?

İşe iade davalarında işverenin konumunu belirleyen tek bir cümle vardır. İş Kanunu’nun 20. maddesi şöyle der: “Feshin geçerli bir sebebe dayandığını ispat yükümlülüğü işverene aittir.” Bu cümle, davanın mantığını tersine çevirir. İşveren “haklıydım” demekle yetinemez; haklı olduğunu belgeyle göstermek zorundadır. Dosyada belge yoksa, fesih gerçekte ne kadar yerinde olursa olsun geçersiz sayılır. Aşağıda, uygulamada işverenlerin bu davaları hangi noktalarda kaybettiğini ele alıyoruz. Önce kapsam: her fesih işe iade davasına konu olmaz İş güvencesi hükümleri, İş Kanunu’nun 18. maddesindeki şartların birlikte gerçekleşmesi hâlinde uygulanır. Şart Ayrıntı İşyeri büyüklüğü Otuz veya daha fazla işçi çalıştırılması Kıdem En az altı ay. Aynı işverenin bir veya değişik işyerlerinde geçen süreler birleştirilir. Yer altı işlerinde bu şart aranmaz. Sözleşme türü Belirsiz süreli iş sözleşmesi Kapsam dışı İşletmenin bütününü sevk ve idare eden işveren vekili ve yardımcıları ile işyerini sevk ve idare eden ve işe alma-çıkarma yetkisi bulunan işveren vekilleri Kapsam değerlendirmesi fesihten önce yapılmalıdır. İşçi sayısının eşiğe yakın olduğu işyerlerinde bu hesap, sürecin nasıl [...]

Daha fazla oku...

Çalışandan Açık Rıza Almak Zorunlu mu?

İnsan kaynakları birimlerinde en sık gördüğümüz uygulama şudur: işe girişte çalışana bir tomar belge imzalatılır, içinde mutlaka bir de “açık rıza metni” bulunur. Çoğu zaman bu belge hem gereksizdir hem de işverenin aleyhine sonuç doğurur. Sebebi şudur: açık rıza, kişisel veri işlemenin altı hukuki sebebinden yalnızca biridir ve çalışma ilişkisinde çoğunlukla en zayıf olanıdır. Diğer bir sebep varken rızaya dayanmak, veriyi korumaz; aksine işlemeyi çalışanın iradesine bağlar. Açık rıza tek yol değil Kişisel Verilerin Korunması Kanunu’nun 5. maddesine göre kişisel veriler kural olarak açık rıza olmaksızın işlenemez. Ancak aynı maddenin ikinci fıkrası, açık rıza aranmayan hâlleri sayar: Kanunlarda açıkça öngörülmesi Fiili imkânsızlık hâlinde hayatın veya beden bütünlüğünün korunması Bir sözleşmenin kurulması veya ifasıyla doğrudan doğruya ilgili olması Veri sorumlusunun hukuki yükümlülüğünü yerine getirebilmesi için zorunlu olması İlgili kişinin kendisi tarafından alenileştirilmiş olması Bir hakkın tesisi, kullanılması veya korunması için zorunlu olması Temel hak ve özgürlüklere zarar vermemek kaydıyla veri sorumlusunun meşru menfaatleri için zorunlu [...]

Daha fazla oku...

Fazla Mesai Onayı Her Yıl Alınır mı?

İşçilik alacağı davalarında en sık karşılaşılan kalem fazla mesai ücretidir. Bu davaların işveren aleyhine sonuçlanma sebebi, çoğu zaman fazla çalışmanın gerçekten yaptırılmış olması değildir — kaydın tutulmamış olmasıdır. Kayıt yoksa, mahkeme tanık beyanına göre hüküm kurar. Tanık ise davacı işçinin yakın çalışma arkadaşıdır. Bu noktada işveren, gerçekte ödediği mesaileri dahi ispatlayamaz duruma düşer. Onay her yıl yenilenmeli mi? 2017’den beri hayır Bu soru uygulamada hâlâ karışıktır, çünkü kural değişmiştir. Fazla Çalışma ve Fazla Sürelerle Çalışma Yönetmeliği’nin 9. maddesi 25 Ağustos 2017 tarihli değişiklikle yeniden düzenlenmiştir. Konu 2017 öncesi Yürürlükteki kural Onay ne zaman alınır Her yıl başında yenilenmesi gerekiyordu İş sözleşmesi yapılırken ya da ihtiyaç ortaya çıktığında bir kez alınır Yıllık yenileme Zorunlu Zorunlu değil İşçinin geri alma hakkı Düzenlenmemişti 30 gün önceden yazılı bildirimle geri alabilir Saklama Özlük dosyasında Özlük dosyasında (değişmedi) Yani her yılbaşında yeniden onay toplamak artık zorunlu değildir. Buna karşılık onayın yazılı olması ve özlük dosyasında bulunması zorunluluğu sürmektedir. Onayın hiç alınmamış olması ile “her yıl yenilenmemiş” olması farklı [...]

Daha fazla oku...

Devamsızlık Nedeniyle Fesih Nasıl Yapılır?

Devamsızlık, işverenin elindeki en güçlü fesih sebeplerinden biridir: ispatı kolaydır, tanığı vardır, kayda geçirilebilir. Buna rağmen devamsızlık dosyalarının önemli bir bölümü işveren aleyhine sonuçlanır. Sebep hemen her zaman aynıdır: kanunun aradığı üç ölçüden yanlış olanına dayanılması veya tutanağın sonradan sorgulandığında ayakta kalamaması. Olay gerçektir, işçi gerçekten gelmemiştir; ancak fesih hukuken geçersiz sayılır. Kanun tek bir devamsızlık ölçüsü tanımıyor, üç tane tanıyor İş Kanunu’nun 25. maddesinin (II) numaralı bendinin (g) alt bendi şu hâlleri sayar. İşçinin işverenden izin almaksızın veya haklı bir sebebe dayanmaksızın: Ardı ardına iki iş günü işe devam etmemesi, Bir ay içinde iki defa, herhangi bir tatil gününden sonraki iş günü işe devam etmemesi, Bir ayda üç iş günü işe devam etmemesi. Bu üçü seçenekli hâllerdir; birinin gerçekleşmesi yeterlidir. Buradaki en yaygın yanılgı, “devamsızlık üç gün olmalı” sanılmasıdır. Oysa iki gün de yeterli olabilir — belirleyici olan gün sayısı değil, günlerin nasıl dağıldığıdır. Durum Hangi ölçü Fesih hakkı Salı ve çarşamba gelmedi Ardı ardına [...]

Daha fazla oku...

Savunma İstem Yazısı Nasıl Hazırlanır?

Bir çalışanın davranışı veya verimi nedeniyle iş sözleşmesini feshetmeyi düşünen işverenin önündeki ilk zorunluluk, fesih kararı değildir: önce o çalışanın savunmasını almak zorundadır. Bu adım atlandığında fesih, esasen haklı olsa dahi geçersiz hâle gelebilir. Uygulamada en sık gördüğümüz tablo şudur: işveren fesih sebebini doğru tespit etmiştir, belgeleri de vardır; ancak savunma ya hiç alınmamış, ya da alınırken usul hatası yapılmıştır. Dosya bu nedenle kaybedilir. Savunma almak hangi fesihlerde zorunludur İş Kanunu’nun 19. maddesi açıktır: hakkındaki iddialara karşı savunması alınmadan bir işçinin belirsiz süreli iş sözleşmesi, o işçinin davranışı veya verimi ile ilgili nedenlerle feshedilemez. Buna göre savunma alınması gereken hâller: Davranıştan kaynaklanan fesihler. Sık gecikme, talimatlara uymama, iş arkadaşlarıyla geçimsizlik, kurallara aykırı davranış. Verimden kaynaklanan fesihler. Performans düşüklüğü, hedeflerin tutturulamaması. Savunma alınması gerekmeyen hâl: aynı maddenin son cümlesi, İş Kanunu’nun 25. maddesinin (II) numaralı bendindeki şartlara uygun fesih hakkını saklı tutar. Yani ahlak ve iyiniyet kurallarına aykırılık hâllerinde (örneğin hırsızlık, işverene [...]

Daha fazla oku...
Telefon Hemen Ara
Whatsapp WhatsApp